14 Mayıs 2014 Çarşamba

13 Mayıs 2014 Maden Faciası

Yürek dayanmıyor yaşananlara, acılı ailelerin, anaların göz yaşlarına, nişanlısını bekleyenlerin feryatlarına, ölen çocukların erkenden solan hayatlarına...

Bu ne elim bir olay, ne feci bir kaza... Başta acılı aileler- ki daha kimileri kaybı var mı yok mu bilmiyor- soma halkı ve biz nasıl tedavi edeceğiz bu göz yaşlarını...

Olayın nasıl olduğunu, kaç kişinin öldüğünü kaç kişinin yaşadığını açıklamaktan bile korkan ana akım medya, gerçeği kimden daha ne kadar saklayabilir ki... Ama görünen şu ki son seçimlerde olduğu gibi, böyle elim bir kazada ve "halledilmesi gereken herhangi bir durumda" takip edilen yol aynı: Zaman kazanma politikası, bir başka deyişle "alıştıra alıştıra söyleme stratejisi". Ve yine görünen köy kılavuz istemez ki bu yolla kitlelerin gazı alınıyor, duruma göre tepki verme hızları yavaşlatılıyor, ani ve öngörülemeyen ve ekonomiyi ve etki alanını olumsuz etkileyebilecek her şey, ertelenerek ve yavaşlatılarak görünür kılınıyor. Açıklanmayan rakamlar, yavaş yavaş arttırılıyor, anlamsız yere devlet sırrı gibi saklanan basit gerçekler aslında çok karmaşık ve oldukça anlamlı kapıları tutuyor. Ana akım medya kim neyi nasıl isterse onu görünür kılıyor...Ama tüm bu bilinç ölen onlarca insanı geri getirmiyor...

Acımız, kaybımız büyük... 3 günlük yas ilanı, belkide hayatındaki en önemli insanları kaybetmiş madenci yakınlarının acısını ne kadar hafifletebilir ki... 3 günlük yas kimden hesap sormayı sağlayabilir ki... 3 günden sonra canından can gitmişlerden başka, ölen madencileri en çok kim hatırlayabilir ki... Ya da bunca yitip giden can, iş güvenliğini artırabilir ve iş koşullarını iyileştirebilir mi ki? Cevabı pek tabiki hayır olan tüm bu sorulardan dolayı acımız daha da büyük ve giderek artıyor...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder