Sesi güzel olan bir insan olarak diyebilirim ki sesi güzel olan insanlar bu yetenekleri bilinsin isterler, yani "falancanın sesi de çok güzelmiş" diye anılmak hoş bir şeydir. Kendimizi özel ve önemli hissetmek istediğimiz bu dünyada bizi bir anda diğerlerinden farklı kılıverir.
Ama gel gelelim herkes bir Sezen Aksu bir Ajda Pekkan olamıyor bu dünyada. Yani herkesin sevgilisi olmak için zaman ve mekan uyuşmalı, iyi yapımcılarla tanışmalı, kabul edilebilir düzeyde yetenekli olunmalı ve daha kim bilir neler olmalı...
O Ses Türkiye, Türkiye'ye Acun tarafından yurt dışındaki "The Voice" programından çevrilerek transfer edildi yanlış bilmiyorsam ve daha böyle programlardan çıkanların çok da "ünlü" olduğu pek olmadı. Ama yukarıda bahsettiğim gibi "sahnede kendini ifade etme arzusu"yla yanıp tutuşan ama youtube'da birer videosu olan kişiler için inanılmaz bir fırsat! Belki de senelerdir anne babaları "bizim oğlan/kız bir şarkıcılıktır tutturdu, boş işlerle uğraşıyor" diyen kişilerin tüm sülalesi ve geldiği memleketin belediye başkanlarından tutun da küçük esnaflarına kadar destek ve oy gönderdiği kişi mertebesine yükselmesini sağlayan bir fırsat. Belki 2 aylık bir rüya ama olsun! Halihazırda sahne almaya devam eden katılımcıların işlerini açan, eş dost tarafından hoşa giden müthiş bir özgüven destek ünitesi. Hal böyle olunca bu alakalı alakasız herkesi içine çeken, izlettiren oy attıran bu program 5 yıldır devam ediyor ve hala çok izleniyor. Tabi ki katılanlar açısının en önemli kısmı onların ideallerinin ve hayallerinin sömürülmesi!
Ha bir de gerçekten oy gönderen kaç kişi var Türkiye'de bilmem ama, oy gönderdiği kişinin bir üst tura atlamasının veya kazanmasının haklı gururunu yaşayan izleyicilerin desteğini de unutmamak gerek!
Velhasıl kelam bir dönem O Ses Türkiye daha sona erdi. Her izlediğim dönem bende sahne alan kişilerle ve ünlülerle akademik çalışma yapma arzusu uyandıran bu program hakkında bir kaç kelam etmeden edemedim. Sağlıcakla...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder