1 Şubat 2016 Pazartesi

Televizyonun Sosyal Psikolojisine Dair: biri bizi gözetliyorculuk geri geldi.

Ben bir Binge-watcher im =) Başka hiç bir şey yapmadan oturup televizyon izlemem nadir olur (filmler dışında). Lakin bir şeylerle uğraşıyorsam ve kızım da ortalarda yoksa her bir şeyi izleyebilirim (ne kadar da multi-tasking birisiyim=). Dizi, haber, yemek programı vs. izlerken aklıma binlerce şey gelir. E biraz da alanım sosyal psikoloji olunca analiz edeyim dedim show dünyasında olup bitenleri.



Yıllar önce "Biri bizi gözetliyor" Türkiye'ye ilk geldiğinde olay olmuştu. İzleyiciler, normal hayatları olan ama bir günde ünlü olup ekrana çıkan kişileri takip edip, hayatlarına dahil oldular. Fun cluplar kuruldu. Melihçiler vs. birbirini yedi. Kahvehanelerde kavgalar çıktı bunun yüzünden.
Erol Taş'ı sokakta görüp taşlayan yurdumun nadide insanları Kurtlar Vadisi'nde adam ölünce cenaze namazı da kıldı. Lakin ünlü olmayan kendisi gibi sıradan insanların hayatlarını "gözetlemek" oldukça eğlenceli geldi herkese. Yıllar önce aldığım sosyal psikolojiye ilişkin bir medya dersinde "pornografi" ile ilgili sunum yapmıştım. "Pornografi" başka insanların özel hayatlarına her anlamda şahit olmaktı aslen. Ve bu bağlamda da "Biri bizi gözetliyor"dan sonra gelen "gelin-kaynana" programlarını örneklendirmiştim pornografi için. Anneler oğullarına 65 milyonun önünde (o zamanlar öyleydi rakamlar sanırım) gelin arıyorlardı. Oldukça analiz edilesiydi. Lakin iki kişi bu programlardan çıktıktan sonra öldü ve bu tarz programların hepsi bir gecede yasaklandı, ve bitip gitmişti.


Şimdi ise yeniden canlandı. "Kısmetse Olur" ve "Big Brother" bu programların en çok izlenenlerinden. Bence yapım şirketleri ölümlerden sonra akıllanmış ki söylentilere göre programlardaki insanların çoğunluğu ajanslardan seçme ya da oyuncu. "Kısmetse Olur" adından da anlaşılacağı gibi bir evlendirme programı. 7 adam 7 kadın ayrı evlerde eğleşiyorlar (ama kalmıyorlar sanırım, akşam herkes evine). "Kırmızı oda" diye bir yer var ve kişiler beğendikleri kadın veya erkeği oraya çağırıp, 3-5 dakikalığına baş başa kalıp tanımaya çalışıyor. Sonra gelsin muhabbetler, kavgalar ve reytingler.

Ama benim en ilginç bulduğum, instagram'da buradaki karakterlerin binlerce takipçisi var. Ve her paylaştıkları fotoğraf binler tarafından beğeniliyor, beğenen beğenmeyen yüzlerce kişi yorum yazıyor. Senin takipçin benim takipçilerimi geçemez kavgaları da oluyor tabi programda. Ama sorguladığım bu programa katılıp talipleriyle görüşmekten başka bir yetenek sergilemeyen bu karakterler nasıl oluyor da binlerce kişinin göz bebeği oluyor?

Geçen hafta programa "fun"lar geldi. Bir sürü kadın (başka şehirlerden felan kalkıp gelmişler sözde) bütün gelin ve damat adaylarına "vay sen niye onu değil bunu seçtin, bunu alma şunu al" diye "kritik"lerde bulundular...
Hayat rutinlerinde hiç bir değişikliğe gitmeyen ya da gidemeyen bir sürü kişi oyun da olsa gerçek de olsa bu programları izliyor. "Hişt kardeş, bak bunlar oyuncu, izliyorsun seviyorsun bu adamları ama bu aşklar gerçek değil" desen de "ya olsun Ayça ile Emre barışsın yeter ki" diyor. 
Bu gerçek gibi gösterilen karakterlerin, dizilerdekinden de çok, bu kadar tutulup sevilmesini insanların ideal hayatları veya aşklarını bu karakterlerin yaşadıklarına (ya da yaşıyor gibi gösterilen) inanmalarını, böyle hayatları arzulamasalar bile oyun da olsa izleyerek gerçeksi bu hayatları "gözetlemelerini" bilimsel deyim yerindeyse pornografik bir meraktan ileri geldiğini düşünüyorum. Yoksa benim memleketimde öküzüne "cek*", ineğine "eşli*" koyan yengelerim var  =) Parasosyal ilişkiler hepimizin ihtiyacı. O da başka yazıların konusu olsun. Sağlıcakla...
*Yıllarca yayınlanan "Yalan Rüzgarı" dizisinin karakterleri

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder